|
Panik
bozukluğu
Panik bozukluğundan önce sıkça duyduğumuz panik ataktan söz
etmek uygun olacaktır.
Panik
atak
demek için aşağıdaki 13 belirtiden 4 ya da daha
fazlasının aniden başladığı ve 10 dakika içinde en
yüksek seviyeye ulaştığı korku dönemi olmalı.
1.
Çarpıntı
2.
Terleme
3.
Titreme
ya da sarsılma
4.
Nefesin
kesilmesi ya da boğulma hissi
5.
Sesin
kesilmesi hissi
6.
Göğüste
ağrı ya da sıkıntı hissi
7.
Bulantı
ya da karında rahatsızlık hissi
8.
Sersemlik, yerinde duramama, baş dönmesi
9.
derealizasyon (gerçek dışılık duyguları) ya da
depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma),
10.
Denetimini yitirme ya da çıldırma korkusu
11.
Ölüm
korkusu
12.
Uyuşma,
karıncalanma
13.
Sıcak
basması ya da üşüme
Panik
kelimesi mitolojide, korkunç görünümü ve çıkardığı çok
yüksek sesle tüm varlıkları uykudan uyandıran, korkuya
düşüren bir tanrı olan Pan’dan gelmektedir.
Hastalık genellikle genç erişkinlik döneminde, özellikle
üçüncü on yılda başlamasına rağmen her yaşta ortaya
çıkabilmektedir. Dünyada yaşam boyu yaygınlığı %1-3
arasında değişmektedir. Kadınlar erkeklerden yaklaşık
iki kat daha fazla etkilenmektedir.
Klinik görünüm
Hastalık aniden ortaya çıkan panik ataklarla kendisini
gösterir. Panik atak gün içerisinde aniden ortaya çıkar,
bedensel ve psikolojik belirtilerle kendisini gösterir.
Ataklar 2-10 dakikada en şiddetli seviyeye ulaşır. Bu
sırada hastalarda kalp çarpıntısı, nefes darlığı, göğüs
ağrısı, karın ağrısı, ateş basması, titreme ya da
sarsılma, baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da
bayılacakmış gibi olma, ölüm korkusu, derealizasyon
(gerçek dışılık duyguları) ya da depersonalizasyon
(benliğinden ayrılmış olma), kontrolünü kaybedeceği ya
da çıldıracağı korkusu ve uyuşmalar olur. Hastalar
sıklıkla kalp krizi geçirdiği korkusuyla acil servislere
ve kardiyoloji bölümlerine başvururlar. Atakların
geçtiği dönemde beklenti anksiyetesi, yani yeni bir
panik atağı geçirme beklentisi ve korkusu yaşamaya
başlarlar. Bazı hastalarda panik atağının ya da panik
benzeri semptomlarının çıkması durumunda yardım
sağlanamayacağı ya da kaçmanın zor olabileceği (ya da
sıkıntı doğurabileceği) yerlerde ya da durumlarda
bulunmaktan kaygı duyma (agorafobi) görülür. Agorafobi
olanlarda hastalık daha şiddetli, daha süreğen ve
düzelme oranları daha az olmaktadır.
Panik bozukluğu diyebilmek için
hastaların yineleyen beklenmedik panik atakları olmalı
ve ataklardan en az birini, 1 ay süreyle başka atakların
da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı, atağın etkileri
ya da sonuçlarıyla ilgili olarak üzüntü duyma, ataklarla
ilişkili olarak belirgin bir davranış değişikliği gibi
üç özellikten biri gereklidir.
Panik bozukluk tedavisi
Psikoterapi
Panik bozukluğun psikolojik tedavisinde
bilişsel-davranışçı terapi en etkili yöntemlerden
birisidir. Terapi sürecinde terapist anksiyete, panik
atağın ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu açıklar. Ataklar
sırasında oluşan belirtileri ve belirtiler sonucunda
ortaya çıkan yanlış yorumları tanımlar. Kişinin bilişsel
çarpıtmalarını değerlendirir ve bunların düzeltilmesi
için yöntemler gösterir.
Farmakoterapi (ilaç tedavisi)
Psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte uygulanması
birçok vaka için daha uygun olmaktadır. Panik bozuklukta
kullanılan ilaçlar temel olarak iki grupta
toplanmaktadır.
Antidepresan ve anksiyolitik (kaygı giderici)
ilaçlardır.
Anksiyolitik ilaçların etkisi hemen başlamakta,
belirtilerde hızlı bir gerileme oluşturmaktadır, ancak
uzun süreli kullanımda bağımlılık riski oluşturabilir.
İdeal kullanım süresi 4-6 haftadır.
Antidepresan ilaçların etkileri haftalar sonra
başlamaktadır, bağımlılık yapma potansiyelleri olmadığı
için gerektiğinde uzun süre kullanılabilmektedir.
Hastalının kliniğine göre değişmekle birlikte bu süreçte
anksiyolitik ilaçların antidepresan ilaçlarla birlikte
kullanılmaya başlanılması, antidepresan ilacın etkisi
ortaya çıktıktan sonra anksiyolitik ilaçların
azaltılarak kesilmesi akılcı bir yöntemdir. Panik
bozukluğunu ilk defa ortaya çıktığı hastalarda tama
yakın iyilik hali sağlandıktan sonra tedaviye 6-9 ay
daha devam etmek ve bu sürenin sonunda ilaçları
azaltarak kesmek uygundur. Eğer hasta birden fazla
hastalık atağı yaşadıysa ilaç kullanım süresi daha uzun
olabilmektedir.
Seyir ve prognoz
Tedavi edilmeyen durumlarda hastalığın seyri oldukça
değişkendir. Hastalık dalgalı bir seyir gösterir.
Kendiliğinden iyileşmeler ve zaman içinde yeniden
alevlenmeler de görülebilir. Panik atakların şiddetli
olması, agorafobi, hastalığın uzun sürmesi, eş tanılı
majör depresif bozukluk, ölüm ya da boşanma nedeniyle
aileden ayrılma, düşük sosyal sınıf, yalnız yaşama kötü
seyirle ilişkilidir. Tedavi sonrasında bireylerin
%30-40’ı iyileşir, %30-50’sinde bazı belirtilerin
olmasına rağmen günlük yaşantılarını sürdürür,
%10-20’sinde ise hastalık anlamlı derecede devam eder.
|