Dr. Yunus HACIMUSALAR

                 Psikiyatrist

Ana Sayfa    İletişim    Hakkımda    Tedavi Alanları    Danışmanlık


 

 Psikiyatrist mi Psikolog mu?

 Psikiyatrik ilaçlar bağımlılık  yapar mı?

 Psikiyatrik hastalıklarda kullanılan tedavi yöntemleri

 Terapi mi? İlaç mı?

 Psikiyatriste ne zaman bavurmalıyım?

Panik bozukluk

Depresyon

Yaygın anksiyete bozukluğu

Uyku bozuklukları

Demans (bunama)

Dikkat eksikliği

Şizofreni

Bipolar affektif bozukluk

Obsesif kompulsif bozukluk

Çocuklarda tuvalet eğitimi

Cinsel işlev bozuklukları


Panik bozukluğu

Panik bozukluğundan önce sıkça duyduğumuz panik ataktan söz etmek uygun olacaktır.

Panik atak demek için aşağıdaki 13 belirtiden 4 ya da daha fazlasının aniden başladığı ve 10 dakika içinde en yüksek seviyeye ulaştığı korku dönemi olmalı.

1.      Çarpıntı

2.      Terleme

3.      Titreme ya da sarsılma

4.      Nefesin kesilmesi ya da boğulma hissi

5.      Sesin kesilmesi hissi

6.      Göğüste ağrı ya da sıkıntı hissi

7.      Bulantı ya da karında rahatsızlık hissi

8.      Sersemlik, yerinde duramama, baş dönmesi

9.      derealizasyon (gerçek dışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma),

10.  Denetimini yitirme ya da çıldırma korkusu

11.  Ölüm korkusu

12.  Uyuşma, karıncalanma

13.  Sıcak basması ya da üşüme

Panik kelimesi mitolojide, korkunç görünümü ve çıkardığı çok yüksek sesle tüm varlıkları uykudan uyandıran, korkuya düşüren bir tanrı olan Pan’dan gelmektedir.

Hastalık genellikle genç erişkinlik döneminde, özellikle üçüncü on yılda başlamasına rağmen her yaşta ortaya çıkabilmektedir. Dünyada yaşam boyu yaygınlığı %1-3 arasında değişmektedir. Kadınlar erkeklerden yaklaşık iki kat daha fazla etkilenmektedir.

 

Klinik görünüm

Hastalık aniden ortaya çıkan panik ataklarla kendisini gösterir. Panik atak gün içerisinde aniden ortaya çıkar, bedensel ve psikolojik belirtilerle kendisini gösterir. Ataklar 2-10 dakikada en şiddetli seviyeye ulaşır. Bu sırada hastalarda kalp çarpıntısı, nefes darlığı, göğüs ağrısı, karın ağrısı, ateş basması, titreme ya da sarsılma, baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma, ölüm korkusu, derealizasyon (gerçek dışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma), kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu ve uyuşmalar olur. Hastalar sıklıkla kalp krizi geçirdiği korkusuyla acil servislere ve kardiyoloji bölümlerine başvururlar. Atakların geçtiği dönemde beklenti anksiyetesi, yani yeni bir panik atağı geçirme beklentisi ve korkusu yaşamaya başlarlar. Bazı hastalarda panik atağının ya da panik benzeri semptomlarının çıkması durumunda yardım sağlanamayacağı ya da kaçmanın zor olabileceği (ya da sıkıntı doğurabileceği) yerlerde ya da durumlarda bulunmaktan kaygı duyma (agorafobi) görülür. Agorafobi olanlarda hastalık daha şiddetli, daha süreğen ve düzelme oranları daha az olmaktadır.

Panik bozukluğu diyebilmek için hastaların yineleyen beklenmedik panik atakları olmalı ve ataklardan en az birini, 1 ay süreyle başka atakların da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı, atağın etkileri ya da sonuçlarıyla ilgili olarak üzüntü duyma, ataklarla ilişkili olarak belirgin bir davranış değişikliği gibi üç özellikten biri gereklidir.

 

Panik bozukluk tedavisi

Psikoterapi

Panik bozukluğun psikolojik tedavisinde bilişsel-davranışçı terapi en etkili yöntemlerden birisidir. Terapi sürecinde terapist anksiyete, panik atağın ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu açıklar. Ataklar sırasında oluşan belirtileri ve belirtiler sonucunda ortaya çıkan yanlış yorumları tanımlar. Kişinin bilişsel çarpıtmalarını değerlendirir ve bunların düzeltilmesi için yöntemler gösterir.

Farmakoterapi (ilaç tedavisi)

Psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte uygulanması birçok vaka için daha uygun olmaktadır. Panik bozuklukta kullanılan ilaçlar temel olarak iki grupta toplanmaktadır.

Antidepresan ve anksiyolitik (kaygı giderici) ilaçlardır.

Anksiyolitik ilaçların etkisi hemen başlamakta, belirtilerde hızlı bir gerileme oluşturmaktadır, ancak uzun süreli kullanımda bağımlılık riski oluşturabilir. İdeal kullanım süresi 4-6 haftadır.

Antidepresan ilaçların etkileri haftalar sonra başlamaktadır, bağımlılık yapma potansiyelleri olmadığı için gerektiğinde uzun süre kullanılabilmektedir. Hastalının kliniğine göre değişmekle birlikte bu süreçte anksiyolitik ilaçların antidepresan ilaçlarla birlikte kullanılmaya başlanılması, antidepresan ilacın etkisi ortaya çıktıktan sonra anksiyolitik ilaçların azaltılarak kesilmesi akılcı bir yöntemdir. Panik bozukluğunu ilk defa ortaya çıktığı hastalarda tama yakın iyilik hali sağlandıktan sonra tedaviye 6-9 ay daha devam etmek ve bu sürenin sonunda ilaçları azaltarak kesmek uygundur. Eğer hasta birden fazla hastalık atağı yaşadıysa ilaç kullanım süresi daha uzun olabilmektedir.

Seyir ve prognoz

Tedavi edilmeyen durumlarda hastalığın seyri oldukça değişkendir. Hastalık dalgalı bir seyir gösterir. Kendiliğinden iyileşmeler ve zaman içinde yeniden alevlenmeler de görülebilir. Panik atakların şiddetli olması, agorafobi, hastalığın uzun sürmesi, eş tanılı majör depresif bozukluk, ölüm ya da boşanma nedeniyle aileden ayrılma, düşük sosyal sınıf, yalnız yaşama kötü seyirle ilişkilidir. Tedavi sonrasında bireylerin %30-40’ı iyileşir, %30-50’sinde bazı belirtilerin olmasına rağmen günlük yaşantılarını sürdürür, %10-20’sinde ise hastalık anlamlı derecede devam eder.

 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

web siteleri:

http://www.psikiyatriktedavi.net

http://www.psikiyatrist.tk

http://www.psikolojiktedavi.com

http://www.hacimusalar.com

Intercambios de enlaces